Aristo’nun Üstün İnsanı
Kendini boşuna tehlikeye atmaz. Çünkü onu kaygılandıran pek az şey vardır. Ama önemli durumlarda hayatını bile seve seve verir. Bazı şartlarda, yaşamanın anlamı olmadığını da bilir.
İnsanlara yardıma koşar, kendisine yardım edildiğindeyse utanır. İyilik bağışlamak bir üstünlük belirtisidir. İyilik görmekse bir alçalmadır.
Kamu gösterilerine katılmaz. Sevdiği sevmediği ortadadır.
İnsanları ve nesneleri umursamadığından dürüst davranır, açık konuşur. Gözünde hiçbir şey fazla büyük olmadığı için, hiçbir şeye karşı da fazla hayranlık duymaz. Ancak dostuna karşı alttan alır, yoksa bu tür davranış bir köle özelliğidir. Garez nedir bilmez, olayları unutur, yürek incitecek şeyler üstünde durmaz.
Konuşmak için can atmaz. Övülmesi ya da yerilmesi onu ilgilendirmez. Düşman da olsa başkaları hakkında kötü konuşmaz, ancak o kişi kendi kendinin düşmanıysa iş değişir.
Ağır başlı davranır, sesi toktur, sözleri ölçülüdür; telaşlı değildir, çünkü pek az şey onu kaygılandırır, hiçbir şeye fazla önem vermediği için de hiddete kapılmaz. Cırtlak ses, acele adımlar, kaygı içindeki adama yakışır. Hayatın cilvelerini vakar ve sükûnetle karşılar, az sayıdaki askerini büyük bir savaş stratejisiyle yöneten usta bir general gibi, içinde bulunduğu durumdan elinden geldiğince yararlanır.
En iyi dost kendisidir, yalnız kalmaktan hoşlanır, erdemi ve yeteneği olmayan kişinin en büyük düşmanı ise kendisidir, yalnızlıktan o korkar.
2 Yorum “Aristo’nun Üstün İnsanı”
Aralık 4th, 2009 saat: 20:46
Sıradan bir Müslüman Aristo’nun üstün insanından daha iyidir. Müslüman ama Müslüman gibi Müslüman.
Ocak 13th, 2010 saat: 13:46
Sayın Ahmet Bey, hem sıradan müslüman hem de “müslüman gibi müslüman” vurgulu müslüman aynı olabilir mi?
Yorum Yaz